PUSLU
KAFA

Yazılar

Sıkıldım

Herkesin her şeyi bilmesinden, bir benim bilmememden sıkıldım. Sosyal medyanın dikkatimizi çaldığını sosyal medyadan duyuran, kendilerini hariç tutan, hesabını aktif tutabilmek için her gün paylaştığı "faydalı" içeriklerin de, aralara sıkıştırdığı "kahve keyfi" fotoğraflarının da insanların vaktini çaldığını idrak edemeyenlerden sıkıldım. Drag Sosyal medyada, çok takipçisi olanlara her konuda duyarlı olmaları gerektiği ile ilgili ders vermeye çalışan ...

Çakıltaşı

Sonra gözlerini açar camdan dışarı bakarsın. Hayalini kurduğun şehirdesindir. Oturduğun koltuk, elindeki fincan, dışarıdaki manzara değişmiştir. Sen de artık eski sen değilsindir. Yıllar öncesini, Çakıltaşı'nı düşünürsün. O da, şimdiki seni bugünlere getiren parçalardan biriydi. İnsanın en çok sıkıntılı zamanlardan geçerken büyüdüğünü hatırlar ve içinden Çakıltaşı'na teşekkür edersin.

İspanyolca

Madrid'deyim. Şirin mi şirin bir kafede oturuyorum. Kitabım, kahvem, defterim, kalemim - her şeyim tamam. Tek sorun kafedeki İspanyollar. Gürültüyle ve hep bir ağızdan konuşuyorlar. İçerisi hep İspanyolca… Hava yerine İspanyolca var, İspanyolca soluyorum. Üstüm başım İspanyolca. Kahvemin kokusu, tadı İspanyolca…

Ölü Anne (Anne ve Kız-1)

Şu anda yoğun bakımdasın anne. Üç hafta oldu buraya geleli. Doktorlar pek iç açıcı konuşmuyor, ama var güçleriyle seni yaşatmaya çalışıyorlar. Üç haftadır bütün o cihazlar, hemşireler, doktorlar seni hayatta tutmak için harıl harıl çalışıyorlar. Ne garip değil mi? Onca emek… Senin için… Ahlâk ne acayip şey. Senin nasıl bir insan olduğunun hiçbir önemi yok şu anda. Seni hayatta tutmak için seferber olmuşlar. Bana sorsalar, yormayın kendinizi derim.

Sevilmemiş Çocuk (Anne ve Kız-2)

Merhaba kızım. Her şeyden önce şunu söylemek isterim ki cenazemde döktüğün göz yaşı beni çok gururlandırdı. Biliyorum gerçek değildi, aslında benim için de değildi o gözyaşları ama olsun. Bunu senden ve benden başka bilen yok nasıl olsa. Önemli olan dışarıdan nasıl göründüğümüzdü ve her şey çok güzeldi.

Pantolon

... Ben gülümseyip, "Kalçam çok mu çıktı acaba?" dedim utanarak. Kadının gülümsemesi söndü, kısa bir an bana baktı, hafif gözlerini devirdi. Bu ifadesiyle "Gayet normal kalçan var geri zekâlı, bıktım artık senin gibi beden algısı bozulmuşlarla uğraşmaktan. Al şu pantolonu da defol git bir an önce!" demek istediğini anladım. Ama o sadece "Gayet iyi oldu, yapmayın bunu kendinize," dedi kibarca.

Ters Yüz - Bölüm 1

Çalan sesi duyuyor, fakat duymazdan gelip onu görmekte olduğum rüyada uygun bir yere yerleştirmeye çalışıyordum: Ses evin kapısından geliyormuş. Gidip açıyorum kapıyı ve karşımda uzun zamandır görmediğim, çok sevdiğim bir arkadaşımı görüyorum. Sevinç içinde sarılıyorum uzun uzun. Bir an sonra, sırtında birleşen ellerimde boş bir kahve fincanıyla tabağı olduğunu fark ediyorum. Bir adım geri çekilince aynı şekilde arkadaşımın da fincan tuttuğunu görüyorum.

Ters Yüz - Bölüm 2

Güvenli ama ömür törpüsü yolu son kez gidiyordum. Dönüş yolunda otobüs beni bilinmeyen bir durakta indirecekti. İndikten sonra hangi otobüse binmem gerektiğini benden başka kimse bilemeyecekti. Belki başlarda korkuya kapılıp başkalarından medet umacaktım ama bunun hiçbir işe yaramayacağını bilecektim. Bunu yapmak benim işimdi ve bundan daha önemli bir işim yoktu.

Alevi'ymiş

Şaşkın kız artık şaşırmaktan vazgeçti. Teyzeyi ve kalan bir miktar insan sevgisini durakta bırakıp otobüse binip gitti.

Gelmeyen Zaman

Ben şimdi yazmaya başlamayayım, daha uygun bir zamanda yazarım; bacağımın ağrımadığı, havanın daha güzel olduğu, beni çocukluğuma götürüp ağlatan o şarkıyı dinlemediğim bir günde yazarım. Şimdi sadece bir çay içeyim...

Eski Sevgili

Üniversiteye başladığım yıl tanıdım seni. Okul kantininde arkadaşlarımın masasındaydın. Ben de geldim yanınıza, sohbet ettik uzun uzun. Ne yalan söyleyeyim başta biraz itici buldum seni, biraz sert bir görüntün vardı. Bunu arkadaşlarıma söylediğimde şaşkın şaşkın baktılar yüzüme, 'Sen de bir tuhafsın, herkes bayılıyor ona,' dediler. 'Ama kokusunda garip bir çekicilik var,' dedim kendimi biraz suçlu hissederek, ama pek de ikna olmayarak.

Babaya Şiir

Yüzümü dönüp bir cevap beklediğim gökyüzünde mi, Elimdeki fotoğrafta mısın? Hatıramda kalan gülüşünde mi, Yerin iki metre altında mısın?